Göz, vücudun dış etkenlere en açık ve en hassas organlarından biridir.
Toz, mikroplar, virüsler, mantarlar veya alerjenlerle temas ettiğinde çeşitli enfeksiyonlar gelişebilir.
Bu durum genel olarak göz enfeksiyonu olarak adlandırılır.
Göz enfeksiyonları; göz kapaklarını, göz küresini, konjonktiva adı verilen dış zarı, kornea tabakasını ve göz içi dokularını etkileyebilir.
Bazı enfeksiyonlar basit tedavilerle düzelirken, bazıları görme kaybına kadar ilerleyebilir.
Göz hastalıkları ve enfeksiyon tedavisi konusunda deneyimli olan Op. Dr. Diclehan, “Göz enfeksiyonları basit kızarıklıklarla başlar ama ihmal edildiğinde görme fonksiyonunu kalıcı olarak bozabilir.” demektedir.
Göz enfeksiyonlarının temel nedeni, göze zararlı mikroorganizmaların yerleşmesi ve çoğalmasıdır.
Bu mikroorganizmalar virüs, bakteri, mantar veya parazit olabilir.
En sık enfeksiyon etkenidir. Özellikle Staphylococcus aureus ve Streptococcus pneumoniae gibi bakteriler göz dokularına yerleşerek iltihap oluşturur.
Kirli ellerle göze temas, kirli lens kullanımı veya hijyen eksikliği bakteri bulaşını kolaylaştırır.
Op. Dr. Diclehan, “Gözdeki en ufak çizik bile bakteriler için giriş kapısıdır. Bu yüzden hijyen göz sağlığının ilk şartıdır.” der.
Genellikle üst solunum yolu enfeksiyonlarından sonra gelişir.
Adenovirüsler, konjonktivitin (pembe göz hastalığı) en sık viral nedenidir.
Bu tür enfeksiyonlar oldukça bulaşıcıdır.
Gözde mantar enfeksiyonu nadir görülür ancak özellikle kontakt lens kullanıcılarında tehlikelidir.
Toprak, bitki veya nemli ortamlarda bulunan mantarlar, göze bulaşabilir.
Acanthamoeba adı verilen parazit, genellikle lens kullananlarda ciddi enfeksiyonlara neden olur.
Temiz olmayan lens solüsyonları bu parazitin kaynağı olabilir.
Op. Dr. Diclehan, “Lens kullanıcılarının hijyen kurallarına dikkat etmemesi, göz enfeksiyonlarının en büyük nedenlerinden biridir.” demektedir.
Göz enfeksiyonları etkilenen bölgeye göre farklı şekillerde sınıflandırılır:
Gözün beyaz kısmını kaplayan zarın iltihaplanmasıdır.
En sık görülen göz enfeksiyonu türüdür.
Bulaşıcıdır ve özellikle çocuklarda sık görülür.
Belirtileri:
Op. Dr. Diclehan, “Konjonktivit basit gibi görünür ama tedavi edilmezse kornea tabakasına ilerleyebilir.” demektedir.
Kirpik diplerinde biriken bakteriler nedeniyle gelişir.
Genellikle kroniktir ve tekrarlama eğilimindedir.
Belirtileri:
Göz kapağı kenarındaki yağ bezlerinin iltihaplanmasıyla oluşur.
Bakteri kaynaklıdır ve genellikle ağrılıdır.
Op. Dr. Diclehan, “Arpacık, sık makyaj yapan veya gözünü sık ovalayan kişilerde sık görülür.” demektedir.
Kornea tabakasının iltihaplanmasıdır.
Bakteri, virüs, mantar veya parazit kaynaklı olabilir.
Keratit ciddi bir enfeksiyondur ve görme kaybına neden olabilir.
Belirtileri:
Op. Dr. Diclehan, “Keratit, en acil göz enfeksiyonlarından biridir. Özellikle lens kullanıcılarında dikkat edilmelidir.” uyarısında bulunur.
Ameliyat sonrası veya travmaya bağlı olarak gözün iç kısmında gelişen enfeksiyondur.
Nadir görülür ancak tedavi edilmezse kalıcı körlükle sonuçlanabilir.
Belirtileri:
Op. Dr. Diclehan, “Endoftalmi gözün kalbine yerleşen bir enfeksiyondur. Saatlerle yarışmak gerekir.” demektedir.
Gözyaşı kanalının tıkanması sonucu gelişir.
Gözyaşı akışı durur ve mikroplar burada çoğalır.
Belirtileri:
Göz enfeksiyonu türüne göre belirtiler değişebilir.
Op. Dr. Diclehan, “Hastalar genellikle ‘ufak bir tahriş’ diyerek önemsemiyor. Oysa her kızarıklık, başlangıç evresinde bir enfeksiyon olabilir.” demektedir.
Göz enfeksiyonları doğrudan veya dolaylı temasla bulaşabilir:
Op. Dr. Diclehan, “Göz enfeksiyonları sanıldığından çok daha bulaşıcıdır. Aile bireylerinde bir kişide enfeksiyon varsa, ortak havlu kullanılmamalıdır.” demektedir.
Göz enfeksiyonlarının teşhisi, detaylı bir göz muayenesiyle yapılır.
Bazı durumlarda enfeksiyonun nedenini belirlemek için laboratuvar testleri gerekebilir.
Op. Dr. Diclehan, “Enfeksiyonun kaynağını doğru belirlemek, tedavinin yarısıdır. Gözdeki her kızarıklık aynı mikropla oluşmaz.” demektedir.
Tedavi, enfeksiyonun nedenine göre değişir.
Amaç mikrobu yok etmek, iltihabı azaltmak ve göz dokularını korumaktır.
Bakteriyel enfeksiyonlarda kullanılır.
Tedavi süresi genellikle 7–10 gündür.
Viral enfeksiyonlarda uygulanır.
Ayrıca bağışıklık sistemini güçlendiren destekler verilebilir.
Mantar enfeksiyonlarında tercih edilir.
Tedavi süresi daha uzun olabilir.
Parazit kaynaklı enfeksiyonlarda özel damlalar veya ağızdan ilaçlar kullanılır.
Endoftalmi veya kronik kanal tıkanıklığı gibi durumlarda cerrahi gerekebilir.
Op. Dr. Diclehan, “Göz enfeksiyonu tedavisinde kendi kendine ilaç kullanmak en büyük hatadır. Her mikrop farklı bir tedavi gerektirir.” demektedir.
Evde uygulanan yöntemler sadece destekleyici olmalıdır.
Op. Dr. Diclehan, “Evde yapılan yanlış uygulamalar gözdeki enfeksiyonu derinleştirir. Doğru olan, erken muayenedir.” demektedir.
Op. Dr. Diclehan, “Göz enfeksiyonlarının yüzde 80’i basit hijyen önlemleriyle engellenebilir.” diyerek önlemenin tedaviden daha kolay olduğunu vurgular.
Tedavi edilmeyen göz enfeksiyonları ciddi komplikasyonlara yol açabilir:
Op. Dr. Diclehan, “Basit bir enfeksiyon birkaç gün içinde körlüğe kadar ilerleyebilir. Bu nedenle erken teşhis hayatidir.” demektedir.
Tıp teknolojilerindeki gelişmeler sayesinde 2025 yılı itibarıyla göz enfeksiyonu tedavisinde önemli yenilikler uygulanmaktadır:
Op. Dr. Diclehan, “Artık enfeksiyonu yalnızca tedavi etmiyoruz; kişiye özel, mikrop hedefli ilaçlar geliştiriyoruz.” diyerek modern tedavi anlayışını özetler.
Lens kullanıcılarında enfeksiyon riski 4 kat fazladır.
Bu risk özellikle gece lensle uyuyanlarda artar.
Op. Dr. Diclehan, lens kullanıcılarına şu önerilerde bulunur:
“Lensle uyumak, mikropları göze davet etmektir.” diyerek Op. Dr. Diclehan bu konudaki hassasiyeti vurgular.
Tedavi tamamlandıktan sonra genellikle görme eski haline döner.
Ancak kornea hasarı oluşmuşsa, kalıcı bulanıklık kalabilir.
Tedavi sonrası göz kuruluğu veya ışık hassasiyeti geçici olabilir.
Bu durumlarda suni gözyaşı damlaları fayda sağlar.
Göz enfeksiyonları, her yaşta görülebilen ve zamanında tedavi edilmediğinde ciddi görme kayıplarına yol açabilen hastalıklardır.
Basit bir kızarıklık olarak başlayan enfeksiyon, birkaç gün içinde korneaya veya göz içi dokularına ilerleyebilir.
Erken tanı, hijyen kurallarına uymak ve doktor kontrolü enfeksiyonun önlenmesinde en önemli unsurlardır.
Alanında uzman Op. Dr. Diclehan, göz enfeksiyonlarının tedavisinde modern tanı cihazları ve kişiye özel ilaç planlamalarıyla yüksek başarı oranına ulaşmaktadır.
Kendisinin de dediği gibi:
“Göz enfeksiyonlarını küçümsemeyin. Çünkü her enfeksiyon, görmeyi tehdit edebilir.”