Göz kapağı iltihabı, göz kapaklarının kenarlarında ortaya çıkan, hem estetik hem de sağlık açısından kişiyi rahatsız eden bir durumdur. Tıpta blefarit olarak bilinen bu rahatsızlık, göz kapaklarının kirpik diplerinde bulunan yağ bezlerinin tıkanması, bakterilerin çoğalması veya bazı cilt hastalıklarının etkisiyle gelişir. Özellikle sabahları uyanıldığında kirpik diplerinde kabuklanma, kaşıntı, yanma ve kızarıklık gibi belirtiler ile kendini gösterir. Günümüzde yaygın görülen bu hastalık, tedavi edilmediğinde kronikleşebilir ve kişilerin yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebilir.
Op. Dr. Diclehan, göz kapağı iltihabının aslında tek başına bir göz hastalığı olmaktan öte, vücudun genel sağlık durumuyla da yakından ilgili olduğunu ifade etmektedir. Bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde, hijyenine dikkat etmeyenlerde ve uzun süre kozmetik ürün kullananlarda bu rahatsızlığın daha sık görüldüğünü vurgulamaktadır. Dolayısıyla göz kapağı iltihabı yalnızca lokal bir sorun değil, kişinin genel yaşam alışkanlıklarıyla ilişkili bir hastalık olarak değerlendirilmektedir.1
Göz kapağı iltihabı vakalarının en önemli nedenlerinden biri bakteriyel enfeksiyonlardır. Özellikle stafilokok türü bakteriler, göz kapağı kenarlarında çoğalarak iltihaplanmaya yol açar. Bu bakteriler, kirpik diplerinde kepeklenme, kabuklanma ve tahrişe sebep olur. Bakteriyel nedenli vakalarda hastalar genellikle gözlerinde batma, kızarıklık ve sürekli sulanma şikâyetleriyle başvurur. Op. Dr. Diclehan, bu tür durumlarda erken tanının çok önemli olduğunu, aksi halde enfeksiyonun ilerleyerek gözün diğer kısımlarına da yayılabileceğini belirtmektedir.
Göz kapaklarının kenarında meibomian adı verilen yağ bezleri bulunur. Bu bezlerin görevi, gözyaşının buharlaşmasını önlemek ve göz yüzeyini korumaktır. Ancak bazı durumlarda bu bezler tıkanır ve işlevini yerine getiremez. Bu durum, göz yüzeyinde dengesizlik yaratarak göz kapağı iltihabı gelişimine yol açar. Özellikle uzun süre ekran karşısında çalışanlarda, gözlerini yeterince kırpmayanlarda veya lens kullananlarda bu sorun daha sık görülür. Op. Dr. Diclehan, yağ bezlerinin sağlıklı çalışması için düzenli sıcak kompres ve göz kapağı masajının önemini vurgulamaktadır.
Seboreik dermatit, rozasea ve egzama gibi kronik cilt hastalıkları da göz kapağı iltihabı gelişiminde rol oynar. Bu hastalıklar, ciltteki yağ dengesini bozarak göz kapaklarının savunma mekanizmasını zayıflatır. Rozasea hastalarında özellikle göz kapağı iltihabı sık görülür ve tedavi süreci daha uzun olabilir. Op. Dr. Diclehan, cilt hastalıklarının göz sağlığı üzerindeki etkilerinin genellikle göz ardı edildiğini, oysa bu tür rahatsızlıkların göz kapaklarını doğrudan etkileyebileceğini belirtmektedir.
Göz çevresinde kullanılan kozmetik ürünler, makyaj malzemeleri, kontakt lens solüsyonları veya çevresel alerjenler de iltihaba neden olabilir. Alerjik reaksiyonlar göz kapağında kızarıklık, kaşıntı ve şişliğe yol açar. Bu durum, özellikle kadınlarda makyaj ürünlerinin yanlış kullanımı nedeniyle sık karşılaşılan bir problemdir. Op. Dr. Diclehan, alerjik reaksiyonların önlenmesinde ürünlerin içeriğine dikkat edilmesi gerektiğini ve mümkünse hipoalerjenik ürünlerin tercih edilmesini önermektedir.
Göz kapağı iltihabı, çok çeşitli belirtilerle kendini gösterir. Bu belirtiler hastadan hastaya değişiklik gösterebilir ancak en sık görülen şikâyetler arasında şunlar yer alır
Bu belirtiler özellikle sabahları daha şiddetli olabilir. Gün içinde ise gözlerin yorulmasıyla artış gösterebilir. Op. Dr. Diclehan, göz kapağı iltihabının kronikleşmesi durumunda hastaların görme kalitesinin bozulabileceğini, bu nedenle belirtilerin hafife alınmaması gerektiğini ifade etmektedir.
Göz kapağı iltihabı teşhisi genellikle detaylı bir göz muayenesiyle konur. Göz hekimi, biyomikroskop adı verilen cihazlarla göz kapağını, kirpik diplerini ve gözyaşı tabakasını inceler. Gerekli durumlarda enfeksiyonun bakteri mi, mantar mı yoksa parazit kaynaklı mı olduğunu anlamak için örnek alınabilir. Bazı vakalarda ise meibografi adı verilen yöntemle yağ bezlerinin görüntülenmesi yapılır. Op. Dr. Diclehan, doğru tanı konulmadan tedaviye başlanmaması gerektiğini, çünkü her nedenin tedavisinin farklı olduğunu belirtmektedir.
Tedavide antibiyotikli damlalar, merhemler veya tabletler kullanılabilir. Alerjik nedenli vakalarda antihistaminik ilaçlar devreye girer. İltihabın şiddetine göre kortizonlu damlalar da kısa süreli reçete edilebilir.
Her gün düzenli yapılan göz kapağı temizliği, tedavinin en önemli basamağıdır. Ilık su veya özel göz kapak temizleme solüsyonları ile kapak kenarlarının nazikçe silinmesi önerilir.
Sıcak kompres, yağ bezlerinin açılmasını sağlar. Kompres sonrası yapılan hafif masaj, yağ salgısının göz yüzeyine ulaşmasına yardımcı olur.
Kuruluğun önüne geçmek için suni gözyaşları düzenli kullanılmalıdır. Bu damlalar aynı zamanda göz yüzeyini rahatlatır.
Op. Dr. Diclehan, tedavinin sabır ve düzen gerektirdiğini, özellikle hijyen uygulamalarının ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Göz kapağı iltihabı için evde uygulanabilecek basit ama etkili yöntemler vardır. Ilık kompresin yanı sıra, papatya çayı gibi doğal ürünlerle yapılan kompresler de rahatlama sağlar. Ayrıca dengeli beslenmek, yeterli su tüketmek ve gözleri dinlendirmek tedaviyi destekler. Omega-3 açısından zengin balık tüketimi de göz sağlığına katkı sağlar.
Çocuklarda da görülebilen göz kapağı iltihabı, genellikle hijyen eksikliğinden veya bağışıklık sisteminin zayıflığından kaynaklanır. Çocuklar gözlerini sık ovuşturdukları için enfeksiyon riski daha yüksektir. Bu nedenle ebeveynlerin çocukların el ve yüz temizliğine özen göstermesi gerekir. Op. Dr. Diclehan, çocuklarda iltihap belirtilerinin erken fark edilmesinin çok önemli olduğunu, çünkü bu yaşlarda görme gelişiminin devam ettiğini vurgulamaktadır.
Göz kapağı iltihabı tekrarlama eğilimindedir. Bu nedenle sadece tedavi değil, korunma da çok önemlidir. Eller sık sık yıkanmalı, kirli ellerle göze dokunulmamalıdır. Makyaj ürünleri kişisel olmalı ve başkalarıyla paylaşılmamalıdır. Kontakt lens kullanıcıları lenslerini düzenli temizlemeli ve kullanım sürelerine dikkat etmelidir. Ayrıca düzenli göz kontrolleri ile olası sorunlar erken dönemde fark edilebilir.
Op. Dr. Diclehan, hijyenin korunma sürecindeki en temel faktör olduğunu, özellikle kadınların makyaj sonrası mutlaka göz çevresini temizlemesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Tedavi edilmeyen göz kapağı iltihabı, kronikleşerek göz yüzeyinde kalıcı sorunlara yol açabilir. Gözyaşı dengesinin bozulması, görme kalitesinde düşüşe neden olabilir. Ayrıca sık tekrarlayan enfeksiyonlar, arpacık ve şalazyon oluşumuna zemin hazırlar. İleri vakalarda ise kirpiklerde dökülme ve kalıcı estetik bozukluklar görülebilir.
Op. Dr. Diclehan, komplikasyonların önlenmesi için tedavinin yarıda bırakılmaması gerektiğini ve hastaların sabırlı olması gerektiğini özellikle hatırlatmaktadır.