Göz nezlesi, tıbbi adıyla konjonktivit, gözün beyaz kısmını ve göz kapaklarının iç yüzeyini kaplayan ince zarın iltihaplanması sonucunda ortaya çıkan yaygın bir göz rahatsızlığıdır. Çoğu zaman basit bir göz kızarıklığı olarak başlar ancak ilerleyen süreçte akıntı, sulanma, batma hissi, kaşıntı, ışık hassasiyeti ve görmede bulanıklık gibi daha belirgin belirtilerle kendini gösterebilir.
Göz nezlesi; viral, bakteriyel, alerjik ya da irritatif nedenlerle ortaya çıkabilir. Bu nedenle her hastada görülen belirtiler aynı olmayabilir ve şikâyetlerin şiddeti altta yatan nedene göre değişiklik gösterebilir. Göz sağlığı alanında deneyimli bir uzman olan Op. Dr. Diclehan, göz nezlesinde belirtilerin dikkatle izlenmesi ve özellikle bulaşıcı türlerde hijyen kurallarına uyulmasının büyük önem taşıdığını vurgulamaktadır.
Göz nezlesinin en belirgin belirtisi gözlerde oluşan yaygın kızarıklıktır. Gözün beyaz kısmındaki damarlar genişlediği için göz, pembe ya da kırmızı renkte görünür. Bu kızarıklık çoğu zaman her iki gözde birden görülür ancak enfeksiyon önce tek gözde başlayıp zamanla diğer göze geçebilir.
Gözde kızarıklık genellikle şu durumlarda daha belirgin olur
Op. Dr. Diclehan, gözde ani başlayan ve giderek artan kızarıklıkla birlikte ağrı ve görme kaybı varsa bunun yalnızca göz nezlesi olmayabileceğini ve acil değerlendirme gerektiğini belirtmektedir.
Göz nezlesinin en sık görülen belirtilerinden biri de sulanmadır. Göz sürekli yaşarır gibi hissedilir ve bu durum özellikle rüzgâra ya da ışığa maruz kalındığında artar.
Akıntı ise nezlenin türüne göre değişir
Genellikle şeffaf ve sulu olur. Mendil kullanma ihtiyacı artar.
Sarı veya yeşil renkli, yoğun ve yapışkan olabilir. Sabahları göz kapaklarının birbirine yapışmasına neden olur.
Hastaların büyük çoğunluğu sabah kalktıklarında gözlerini açmakta zorlandıklarını belirtir. Bu durum özellikle çocuklarda belirgin olabilir.
Deneyimli bir hekim olan Op. Dr. Diclehan, yoğun ve renkli akıntının çoğu zaman bakteriyel enfeksiyon işareti olduğunu ve antibiyotik damla gerektirebileceğini ifade etmektedir.
Kaşıntı, özellikle alerjik göz nezlesinin en baskın belirtisidir. Hastalar çoğu zaman gözlerini ovuşturmak ister ancak bu durum hem kızarıklığı artırır hem de enfeksiyon varsa yayılmasına neden olabilir.
Kaşıntı genellikle şu durumlarda şiddetlenir
Op. Dr. Diclehan, kaşıntının şiddetli olduğu durumlarda kişilerin gözlerini ovuşturmaktan kesinlikle kaçınması gerektiğini vurgulamaktadır.
Göz nezlesinde sıkça görülen bir diğer belirti yanma ve batma hissidir. Sanki göze kum kaçmış gibi rahatsız edici bir his oluşabilir. Bu durum özellikle göz kuruluğu olan kişilerde daha şiddetli hissedilir.
Uzun süre ekran karşısında kalan, kontakt lens kullanan veya klimalı ortamda çalışan kişilerde bu şikâyet daha sık görülür.
Göz nezlesi ilerledikçe göz kapaklarında hafif veya orta derecede şişlik oluşabilir. Kapaklar ağırlaşır, bazen gözler tam olarak açılamayabilir. Özellikle enfeksiyon kaynaklı vakalarda şişlik daha belirgin olabilir.
Eğer şişlik tek taraflı ve ağrılıysa, bu durumun daha ciddi bir göz enfeksiyonunu düşündürebileceği unutulmamalıdır.
Bazı göz nezlesi türlerinde gözler ışığa karşı hassas hale gelir. Özellikle viral konjonktivitte ışığa bakmak zorlaşabilir. Bu durum günlük yaşam kalitesini olumsuz etkiler.
Işık hassasiyetiyle birlikte
gibi belirtiler varsa mutlaka bir göz doktoru tarafından değerlendirilmelidir.
Op. Dr. Diclehan, ışık hassasiyetinin bazı durumlarda kornea tutulumu ile ilişkili olabileceğini ve ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Göz nezlesi bazen geçici bulanık görmeye neden olabilir. Özellikle yoğun akıntı veya gözyaşı birikimi görüşü geçici olarak bozabilir. Ancak devam eden ve artan görme kaybı ciddi bir tablonun habercisi olabilir.
Bu nedenle şu durumlarda acil değerlendirme önerilir
Bu belirtiler yalnızca göz nezlesi ile sınırlı olmayabilir.
Göz nezlesi olan birçok kişi “Gözüme bir şey kaçmış gibi hissediyorum” şeklinde tarifte bulunur. Bu his genellikle konjonktiva tabakasındaki iltihaplanma ve tahriş nedeniyle oluşur.
Kontakt lens kullanan kişilerde bu his daha belirgindir ve lens kullanımına ara verilmesi gerekebilir.
Özellikle bakteriyel göz nezlesinde sabahları göz kapaklarının birbirine yapışması sık görülen bir durumdur. Yoğun akıntı gece boyunca temizlenemediği için kapak kenarlarında kabuklanma oluşur.
Bu durumda yapılması gereken en doğru şey, gözleri temiz bir su ya da serum fizyolojik ile nazikçe temizlemektir. Asla sert hareketlerle ovuşturulmamalıdır.
Göz nezlesinde hafif batma veya rahatsızlık hissi normaldir. Ancak şiddetli göz ağrısı varsa bu durum mutlaka ciddiye alınmalıdır.
Ağrı şu durumlarda tehlikeli olabilir
Bu belirtiler farklı göz hastalıklarının habercisi olabilir.
Bazı gruplarda göz nezlesi daha ağır seyredebilir
Bu risk gruplarında belirtiler hızla ilerleyebilir. Op. Dr. Diclehan, özellikle çocuklarda ve lens kullanıcılarında erken muayenenin büyük önem taşıdığını ifade etmektedir.
Göz nezlesinin süresi altta yatan nedene göre değişir:
Belirtiler 1 haftadan uzun sürerse mutlaka göz doktoruna başvurulmalıdır.
Viral ve bakteriyel göz nezlesi bulaşıcıdır. Bu nedenle şu önlemler alınmalıdır
Op. Dr. Diclehan, bulaşıcılık riskinin özellikle ilk günlerde çok yüksek olduğunu hatırlatmaktadır.
Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir göz doktoruna başvurulmalıdır
Erken müdahale, komplikasyon riskini azaltır.
Göz nezlesi çoğu zaman iyi seyirli bir hastalık olsa da bulaşıcı olması ve bazı durumlarda ciddi göz yüzeyi problemlerine yol açabilmesi nedeniyle dikkatle takip edilmelidir. Kızarıklık, sulanma, kaşıntı, akıntı, ışık hassasiyeti ve kapak şişliği gibi belirtiler ortaya çıktığında göz sağlığını korumak için doğru önlemler alınmalı ve gerektiğinde bir uzmana başvurulmalıdır.
Göz hastalıkları konusunda deneyimli bir hekim olan Op. Dr. Diclehan, göz nezlesinin erken teşhisi ve doğru tedavisinin, hastalığın kısa sürede kontrol altına alınmasında büyük rol oynadığını vurgulamaktadır. Unutmayın, gözleriniz dünyaya açılan en değerli pencerelerinizdir ve düzenli bakım ile korunmayı hak eder.