Lazer Teknolojisinin Göz Sağlığındaki Yeri
Göz, insan vücudunun en hassas organlarından biridir ve görme fonksiyonu, yaşam kalitesini belirleyen en temel unsurlar arasında yer alır. Geçmişte göz kusurlarını düzeltmek için sadece gözlük veya kontakt lensler kullanılırken, günümüzde lazer teknolojisi tıbbın sunduğu en modern çözümlerden biri haline gelmiştir.
Lazer, yüksek enerjili ışık demetlerinin dokuya odaklanmasıyla çalışan bir yöntemdir. Göz tedavilerinde lazerin kullanılması, doktorlara mikron seviyesinde hassasiyetle çalışma imkanı verir. Böylece yalnızca hedeflenen dokuya müdahale edilir ve çevre dokular korunur.
Op. Dr. Diclehan, lazer teknolojisinin göz sağlığında devrim yarattığını ve özellikle kırma kusurlarının düzeltilmesinde milyonlarca hastanın yaşamını değiştirdiğini vurgular. Ancak her hasta için lazer tedavisinin uygun olup olmadığını belirlemek, detaylı muayeneyi zorunlu kılar.
Kırma Kusurları
Miyop, hipermetrop ve astigmat, dünyada en sık görülen görme kusurlarıdır. Bu kusurların temelinde gözün ışığı retina üzerine doğru şekilde odaklayamaması yatar. Lazer tedavisinde korneanın şekli yeniden düzenlenerek bu kusurlar kalıcı olarak düzeltilir.
Op. Dr. Diclehan, numarası sabitlenmiş ve kornea yapısı uygun olan hastalarda lazerin son derece başarılı olduğunu ifade eder. Özellikle genç yaşta gözlükten kurtulmak isteyen bireyler için lazer tedavisi kalıcı bir çözümdür.
40 yaş sonrası ortaya çıkan yakını görememe problemi, lazer tedavisinde farklı yöntemlerle ele alınabilir. Monovision adı verilen teknikte bir göz uzak, diğer göz yakın görmeye ayarlanır. Bu yöntem, hastaların gözlük bağımlılığını azaltır.
Keratokonus, korneanın zayıflayarak incelmesiyle ortaya çıkan ilerleyici bir hastalıktır. Lazer tek başına çözüm olmasa da kornea çapraz bağlama yöntemiyle birlikte kullanılabilir. Bu kombinasyon, hastalığın ilerlemesini yavaşlatır.
Diyabetik retinopati, retina yırtıkları ve damar tıkanıklıkları gibi ciddi göz rahatsızlıklarında lazer tedavisi önemli bir rol oynar. Retina üzerine uygulanan lazer atışları, kanamaların ve sıvı sızıntılarının durdurulmasına yardımcı olur. Bu sayede görme kaybı yavaşlatılabilir.
Glokom, göz içi basıncının artması sonucu görme sinirinin zarar görmesiyle ortaya çıkar. Lazer tedavisi, sıvı drenajını artırarak göz içi basıncını düşürmede etkili bir yöntemdir. Özellikle ilaç tedavisine yanıt vermeyen glokom hastalarında uygulanır.
Ayrıntılı Muayene
Her hastanın göz yapısı birbirinden farklıdır. Bu nedenle lazer tedavisinden önce ayrıntılı bir muayene şarttır. Kornea haritalaması, göz içi basıncı ölçümü, retina değerlendirmesi ve gözyaşı testleri yapılmadan ameliyat kararı verilmez.
Lazer tedavisinin başarılı olabilmesi için göz numarasının en az bir yıl boyunca sabit kalmış olması gerekir. Devamlı ilerleyen numaralarda lazer işleminden sonra tekrar bozulma riski yüksektir.
Bazı hastalar ameliyattan sonra yüzde yüz mükemmel görüş bekler. Oysa sonuç kişiden kişiye değişebilir. Op. Dr. Diclehan, hastaların gerçekçi beklentilere sahip olmasının tedavi sonrası memnuniyet açısından çok önemli olduğunu ifade eder.
Gözlük ve Lensten Kurtulma
En önemli avantaj, gözlük ve lens bağımlılığının ortadan kalkmasıdır. Bu durum hem estetik hem de yaşam konforu açısından hastalara büyük fayda sağlar.
Çoğu hasta ameliyattan sonraki gün günlük yaşamına dönebilir. Görme netliği ilk haftadan itibaren büyük ölçüde artar.
Doğru hastalarda uygulanan lazer tedavisi uzun vadeli kalıcı sonuçlar sağlar. Op. Dr. Diclehan, ameliyat sonrası takiplerin de en az operasyon kadar önemli olduğunu vurgular.
Geçici Yan Etkiler
Ameliyat sonrası ilk aylarda ışık saçılması, gece görüşte parlama, bulanıklık ve kuru göz şikayetleri görülebilir. Çoğu hasta bu şikayetleri kısa sürede atlatır.
Enfeksiyon veya korneada iyileşme bozukluğu çok nadirdir ancak risk faktörleri arasında sayılır.
PRK (Fotorefraktif Keratektomi)
Kornea yüzeyinin inceltilmesiyle yapılan eski ama güvenilir bir yöntemdir. İyileşme süreci LASIK’e göre daha uzundur.
En yaygın kullanılan lazer yöntemidir. Kornea yüzeyinde ince bir tabaka kaldırılır, alt tabakaya lazer uygulanır ve tabaka tekrar kapatılır. İyileşme hızlıdır.
Gözle temas olmadan yapılan modern bir yöntemdir. Özellikle kornea yapısı hassas olan bireyler için uygundur.
Son yıllarda popülerleşen bu yöntemde küçük bir kesi ile korneadan doku çıkarılır. Hem iyileşme süreci kısadır hem de komplikasyon riski azdır.
Op. Dr. Diclehan, yöntem seçiminin tamamen hastanın göz yapısına göre belirlendiğini ve tek bir yöntemin herkese uygun olmadığını belirtir.
Op. Dr. Diclehan, lazer göz tedavisinin her birey için kişiselleştirilmesi gerektiğini savunur. Onun yaklaşımında öncelik her zaman güvenliktir. Hastanın beklentileri ile göz yapısı arasında denge kurularak en uygun yöntem seçilir.
Hastalarının büyük çoğunluğunda gözlükten tamamen kurtulma sağlandığını, bazılarında ise görme keskinliğinin belirgin derecede arttığını ifade eder. Bu başarı, titiz muayene ve tecrübeli cerrahinin sonucudur.
Lazer göz tedavisi, modern tıbbın göz sağlığına sunduğu en etkili çözümlerden biridir. Gözlük ve lens bağımlılığını ortadan kaldırarak bireylere hem konfor hem de özgürlük sağlar. Ancak bu tedavi her hasta için uygun değildir. Yaş, göz numarası, kornea kalınlığı ve genel sağlık durumu karar sürecinde belirleyici rol oynar.
Op. Dr. Diclehan, lazer tedavisinin kişiye özel değerlendirme gerektirdiğini, doğru hasta seçildiğinde ise sonuçların son derece tatmin edici olduğunu vurgulamaktadır. Günümüzde lazer tedavisi sayesinde milyonlarca insan daha net, daha konforlu ve daha kaliteli bir görme deneyimine kavuşmuştur.