Göz, insan vücudundaki en karmaşık organlardan biridir. Bu organın görmeyi mümkün kılan en kritik kısmı ise retina tabakasıdır. Retina, göz küresinin arka kısmında yer alan, ışığı algılayan ve beyne ileten sinir hücrelerinden oluşan ince bir dokudur.
Görme işlemi, ışığın kornea ve mercek tarafından kırılıp retina üzerine düşmesiyle başlar. Buradaki fotoreseptör hücreler (çubuk ve koni hücreleri), ışığı sinyallere dönüştürür ve optik sinir aracılığıyla beyne gönderir.
Ancak retina zarar gördüğünde bu sinyaller doğru şekilde iletilemez. Bu da görme bulanıklığından kalıcı körlüğe kadar farklı sonuçlar doğurabilir.
Göz sağlığı alanında uzman olan Op. Dr. Diclehan, retinanın önemini şöyle açıklar:
“Retina, gözün film tabakasıdır. Film bozulursa görüntü kaybolur. Retinaya gelen en küçük hasar bile görme kalitesini ciddi biçimde etkiler.”
Retina, ortalama 0,2 milimetre kalınlığında olmasına rağmen, gözün en karmaşık yapılarından biridir.
Yaklaşık 130 milyon fotoreseptör hücre içerir. Bu hücrelerin her biri, görme işleminin farklı bir aşamasında görev yapar.
Retina, görme fonksiyonunun merkezidir. Bu nedenle retina zarar gördüğünde, gözün diğer kısımları sağlam olsa bile görme bozulur.
Op. Dr. Diclehan, “Retina olmadan görme olmaz. Mercek, kornea veya iris görevini yapabilir; ama retina zarar gördüyse, görüntü beyne ulaşmaz.” demektedir.
Retina hasarı, hafif bulanıklıktan kalıcı körlüğe kadar değişen sonuçlara yol açabilir.
Bu durumun etkisi, hasarın türüne, yerine ve şiddetine göre farklılık gösterir.
Aşağıda retina hasarının olası sonuçlarını ayrıntılı şekilde bulabilirsin:
Retinanın merkezi bölgesi olan makula, net ve renkli görmeden sorumludur.
Bu bölgedeki hasar, kişinin kitap okuma, yüz tanıma veya ince detayları görme yetisini azaltır.
Retina hasarının yeri önemlidir.
Eğer retina kenarları zarar görmüşse, kişi yan (periferik) görüşünü kaybedebilir.
Makula bölgesi etkilenmişse, merkezde karanlık veya bulanık alan oluşur.
Retina yırtığı veya ayrılması (dekolman) durumunda, kişi ani ışık çakmaları veya uçuşan siyah noktalar görebilir.
Ciddi retina ayrılmaları veya ileri evre diyabetik retinopati durumlarında retina beslenmesi bozulur ve sinir hücreleri ölür.
Bu da kalıcı körlükle sonuçlanabilir.
Fotoreseptör hücrelerinin bir kısmı renk algısından sorumludur. Bu hücrelerin zarar görmesi renkleri soluk veya karışık algılamaya neden olur.
Op. Dr. Diclehan, bu konuda şunları belirtir:
“Retina hasarı fark edilmeden ilerler. Hastalar genellikle geç dönemde başvurur. Oysa erken teşhisle bu kayıplar durdurulabilir.”
Retina hasarı birçok farklı sebeple oluşabilir.
Bazıları yaşlanmaya, bazıları ise hastalıklara veya travmalara bağlıdır.
İleri yaşta en sık görülen retina hastalığıdır.
Makula bölgesi bozulur ve merkezi görme kaybı oluşur.
Uzun süreli şeker hastalığı, retina damarlarında sızıntıya ve tahribata yol açar.
Tedavi edilmezse kanama, ödem ve körlük gelişebilir.
Retina tabakası yerinden ayrıldığında görme hızla kaybolur.
Bu acil bir durumdur ve genellikle cerrahi müdahale gerektirir.
Op. Dr. Diclehan, “Retina dekolmanı ağrısız ama tehlikelidir. Ani ışık çakmaları veya gölgelenme fark eden herkes acilen muayene olmalıdır.” uyarısında bulunur.
Darbe, yabancı cisim veya spor kazaları retinada yırtılma veya kanamaya neden olabilir.
Retinayı besleyen damarların tıkanması, ani ve tek taraflı görme kaybına yol açar.
Miyop kişilerde göz küresi uzadığı için retina incelir ve yırtılmaya eğilimli hale gelir.
Genetik geçişli hastalıklardır. Zamanla retina hücreleri işlevini yitirir ve gece körlüğü gelişir.
Retina hasarının belirtileri genellikle sessiz başlar.
Aşağıdaki durumlar gözlendiğinde vakit kaybetmeden bir göz uzmanına başvurmak gerekir:
Op. Dr. Diclehan, “Retina hasarının erken döneminde ağrı olmaz. Bu yüzden belirtiler fark edildiğinde zaman kaybetmemek çok önemlidir.” demektedir.
Retina hastalıkları, gelişmiş görüntüleme sistemleriyle tespit edilir.
Teşhis için yapılan başlıca testler şunlardır:
Op. Dr. Diclehan, “OCT cihazları sayesinde retinanın mikron düzeyindeki yapısı bile analiz edilebiliyor. Bu, erken teşhisin en güçlü aracıdır.” demektedir.
Retina tedavisi, hasarın nedenine ve derecesine bağlıdır.
2025 yılında retina hastalıklarında kullanılan tedavi yöntemleri çok gelişmiştir.
Retina yırtıkları veya sızıntı yapan damarlar, lazerle yakılarak onarılır.
Bu işlem ağrısızdır ve erken dönemde çok etkilidir.
Özellikle diyabetik retinopati ve sarı nokta hastalığında kullanılır.
Göz içine uygulanan ilaçlar, damar sızıntısını azaltır ve retina ödemini iyileştirir.
Göz içi kanama veya retina dekolmanı durumlarında yapılır.
Göz içi sıvısı temizlenir, retina yeniden yerleştirilir.
Op. Dr. Diclehan, “Retina cerrahisi, sabır ve hassasiyet ister. Modern mikrocerrahi sistemleriyle bugün pek çok hastanın görmesi yeniden kazanılabiliyor.” demektedir.
Işıkla etkinleştirilen özel ilaçlar kullanılarak anormal damarlar kapatılır.
Kök hücre araştırmaları, retina hücrelerinin yenilenmesini amaçlar.
Bazı kalıtsal hastalıklarda gen tedavisi umut verici sonuçlar göstermektedir.
Retina hasarını önlemenin en etkili yolu düzenli göz muayenesi ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıdır.
Op. Dr. Diclehan, “Retinayı korumak, görmeyi korumaktır. Basit alışkanlıklar, büyük farklar yaratabilir.” demektedir.
Tedavi edilmeyen retina hasarı ilerleyerek geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabilir.
Op. Dr. Diclehan, “Retina hücreleri yenilenmez. Bu nedenle her gecikme, bir grup hücrenin kaybı anlamına gelir.” diyerek erken teşhisin önemine dikkat çeker.
2025 yılı itibarıyla retina hastalıklarının tedavisinde ileri teknolojiler kullanılmaktadır:
Bu gelişmeler, görme kaybının önlenmesinde devrim niteliğindedir.
Retina, görme fonksiyonunun en temel yapısıdır.
Bu tabaka zarar gördüğünde görme bozulur, hatta tamamen kaybolabilir.
Ancak erken tanı, modern tedavi yöntemleri ve düzenli takip sayesinde birçok retina hastalığı kontrol altına alınabilir.
Alanında deneyimli Op. Dr. Diclehan, retina hastalıklarının tanı ve tedavisinde modern mikrocerrahi ve lazer teknolojilerini bir arada kullanarak hastalarına güvenli ve etkili çözümler sunmaktadır.
Kendisinin de vurguladığı gibi:
“Retina, bir kez kaybedildiğinde geri dönmez. Ancak erken fark edilirse, kaybolan görme değil, kurtarılan bir hayat olur.”
Göz sağlığı, ihmal edilmeyecek kadar değerlidir. Her küçük belirtiyi ciddiye almak, ileride yaşanabilecek kalıcı kayıpların önüne geçmenin tek yoludur.