Göz, görme fonksiyonunu yerine getirebilmek için çok hassas bir damar ağına sahiptir. Retina, ışığı algılayan ve görsel bilgiyi beyne ileten tabakadır. Retina sağlıklı bir şekilde işlevini sürdürebilmek için damarlar aracılığıyla sürekli olarak oksijen ve besin alır. Ancak retina toplardamarlarından birinde meydana gelen tıkanıklık, bu beslenmeyi bozarak görme fonksiyonunu doğrudan etkiler.
Retinal ven tıkanıklığı, gözün retina tabakasındaki toplardamarların kan pıhtısı ya da başka nedenlerle tıkanması sonucu oluşur. Bu durum genellikle orta yaş ve üzerindeki bireylerde görülse de risk faktörlerine sahip gençlerde de ortaya çıkabilir.
Retinal ven tıkanıklığı iki temel grupta incelenir. İlki santral retinal ven tıkanıklığıdır. Bu durumda retina içerisindeki ana toplardamar tıkanır ve görme ciddi ölçüde bozulur. İkincisi ise dal retinal ven tıkanıklığıdır. Burada ise ana damar dallarından birinde tıkanıklık meydana gelir ve görme kaybı daha sınırlı olur.
Op. Dr. Diclehan, santral retinal ven tıkanıklığının görme üzerinde çok daha ağır sonuçlara yol açabileceğini vurgulamaktadır.
Hipertansiyon ve Damar Sertliği
Retinal ven tıkanıklığının en önemli nedenlerinden biri yüksek tansiyon ve damar sertliğidir. Yüksek tansiyon uzun vadede damar duvarlarını zayıflatır, damar sertliği ise damarların esnekliğini kaybetmesine neden olur. Bu durum kan akışını yavaşlatır ve pıhtı oluşumunu kolaylaştırır.
Diyabet, göz damarları da dahil olmak üzere tüm damar sistemini olumsuz etkiler. Diyabetli hastalarda retina damarları daha kolay tıkanır. Diyabetik retinopati yaşayan bireylerde retinal ven tıkanıklığına yatkınlık çok daha fazladır.
Göz içi basıncının yükselmesi retina damarlarına baskı yapar. Bu da özellikle santral retinal ven tıkanıklığı riskini artırır.
Retinal ven tıkanıklığını tetikleyen diğer faktörler arasında ileri yaş, yüksek kolesterol, sigara kullanımı, pıhtılaşma bozuklukları ve uzun süre hareketsizlik bulunmaktadır.
Op. Dr. Diclehan, özellikle hipertansiyon, diyabet ve sigaranın en sık karşılaşılan nedenler olduğunu, bu faktörlerin kontrol edilmesiyle riskin büyük ölçüde azaltılabileceğini belirtmektedir.
Görme Azalması
En önemli belirti ani gelişen görme kaybıdır. Görme kaybı bazen hafif bulanıklık şeklinde olabilirken bazen de çok ciddi düzeyde meydana gelir.
Hastalar genellikle görme alanında gölgelenme, karanlık bölgeler ya da dalgalı görme şikayetleri yaşar.
Bazı hastalar gözlerinde ışık çakmaları ve uçuşan siyah noktalar görebilir.
Göz dibi muayenesinde retina üzerinde küçük kanamalar saptanır. Bu bulgu retinal ven tıkanıklığının tipik işaretlerinden biridir.
Op. Dr. Diclehan, bu belirtileri yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden bir göz hekimine başvurması gerektiğini özellikle vurgulamaktadır.
Göz Dibi Muayenesi
Oftalmoskop kullanılarak yapılan muayenede damar genişlemeleri, kanamalar ve ödem net bir şekilde görülebilir.
Optik koherens tomografi ile retina tabakaları detaylı şekilde incelenebilir. Fundus floresein anjiyografi ise damarların tıkanıklık bölgelerini gösterir.
Kan şekeri, kolesterol ve pıhtılaşma testleri ile hastalığın altında yatan nedenler belirlenir.
Op. Dr. Diclehan, modern görüntüleme tekniklerinin doğru tanı koymada vazgeçilmez olduğunu belirtmektedir.
İlaç Tedavisi
Göz içine uygulanan anti-VEGF enjeksiyonları ödemi azaltır ve görme fonksiyonunun korunmasına yardımcı olur. Kortizon enjeksiyonları ise damar geçirgenliğini düzenler.
Lazer uygulamalarıyla yeni damar oluşumları engellenir. Bu yöntem görme kaybının ilerlemesini durdurmada etkilidir.
Bazı özel vakalarda cerrahi girişimlerle göz içi basıncı azaltılır ve damar üzerindeki baskı hafifletilir.
Kan sulandırıcı ilaçlar, diyabet ve hipertansiyon kontrolü tedavi sürecinin tamamlayıcı parçalarıdır.
Op. Dr. Diclehan, her hastaya aynı tedavinin uygulanamayacağını, kişiye özel planların gerektiğini vurgulamaktadır.
Santral Retinal Ven Tıkanıklığı
Retinanın ana toplardamarının tıkanmasıdır. Görme kaybı daha şiddetli ve kalıcı olabilir.
Retina damarlarından birinin dalında oluşur. Görme kaybı genellikle daha sınırlıdır ve erken tedaviyle daha iyi sonuç alınır.
Op. Dr. Diclehan, santral tıkanıklıkların tedavisinin daha zor olduğunu, bu nedenle erken tanının hayati önem taşıdığını belirtmektedir.
Görme Kaybını Önlemek
Erken tanı ile tedaviye başlanması görme fonksiyonunun korunmasını sağlar.
Makula ödemi, yeni damar oluşumları ve göz içi kanamalar erken teşhisle engellenebilir.
Op. Dr. Diclehan, risk grubunda olan kişilerin düzenli göz kontrollerini ihmal etmemelerini tavsiye etmektedir.
Anti-VEGF Tedavileri
Bu tedavi görme keskinliğini korumada günümüzde en etkili yöntemlerden biridir.
Uzun süreli ilaç salınımı sağlayarak tedavi başarısını artırır.
Hassas ve güvenli lazer teknikleriyle komplikasyonlar en aza indirilmektedir.
Op. Dr. Diclehan, teknolojinin gelişmesiyle tedavi seçeneklerinin de sürekli iyileştiğini ifade etmektedir.
Günlük Hayatta Zorluklar
Görme kaybı yaşayan hastalar okuma, yazma, araç kullanma gibi aktivitelerde zorlanır.
Görme bozukluğu sosyal yaşamı ve psikolojik sağlığı da olumsuz etkiler.
Op. Dr. Diclehan, tedavinin sadece medikal boyutuyla değil, psikolojik destek açısından da ele alınması gerektiğini savunmaktadır.
Sağlıklı Yaşam Alışkanlıkları
Düzenli egzersiz yapmak, sigara ve alkolden uzak durmak, dengeli beslenmek en etkili korunma yöntemlerindendir.
Hipertansiyon ve diyabetin düzenli takibi riski büyük ölçüde azaltır.
Risk grubunda olan bireylerin yılda en az bir kez göz muayenesi yaptırması gerekir.
Op. Dr. Diclehan, göz sağlığını korumanın en etkili yolunun düzenli kontroller olduğunu belirtmektedir.
Retinal ven tıkanıklığı, görme kaybının en önemli nedenlerinden biridir. Erken teşhis, kişiye özel tedavi yöntemleri ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla hastaların büyük çoğunluğunda görme fonksiyonu korunabilir. Risk faktörlerinden uzak durmak ve düzenli göz muayenesi yaptırmak bu hastalıktan korunmanın temel yollarıdır. Op. Dr. Diclehan, göz sağlığının korunması için erken tanı ve uygun tedavi yöntemlerinin hayati önem taşıdığını her fırsatta hatırlatmaktadır.