Sarı nokta hastalığı, tıpta makula dejenerasyonu olarak bilinir ve görme merkezini etkileyen ciddi bir göz hastalığıdır. Bu hastalık özellikle ileri yaşlarda ortaya çıkar ve merkezi görme kaybına yol açabilir. Gözün retina tabakasında, net ve detaylı görmemizi sağlayan makula bölgesinde meydana gelen bozulmalarla karakterizedir.
Göz sağlığı alanında uzman olan Op. Dr. Diclehan, sarı nokta hastalığının erken teşhisinin görme kaybını önlemede büyük önem taşıdığını vurgulamaktadır. Çünkü hastalık yavaş ilerler ve çoğu kişi ilk belirtileri fark ettiğinde görme fonksiyonunun bir kısmı zaten zarar görmüştür.
Makula yani sarı nokta, retina tabakasının merkezinde yer alır. Renkleri, detayları ve yazıları net şekilde görmemizi sağlar.
Bu bölge, ışığa duyarlı hücrelerin en yoğun olduğu alandır ve özellikle okuma, yazma, araç kullanma gibi günlük aktivitelerde hayati rol oynar.
Op. Dr. Diclehan’a göre sarı nokta, gözün en hassas kısmıdır. Bu nedenle yaşlanma, genetik yatkınlık veya çevresel faktörler bu bölgeyi kolayca etkileyebilir. Makula zarar gördüğünde, kişinin merkezi görme alanı bulanıklaşır veya ortadan kaybolur; ancak çevresel görüş genellikle korunur.
Sarı nokta hastalığı genel olarak iki ana tipe ayrılır: kuru tip ve yaş tip makula dejenerasyonu. Her iki tipin seyri ve tedavi şekli birbirinden farklıdır.
Kuru tip, hastalığın en sık görülen formudur. Retinada bulunan ışığa duyarlı hücrelerin zamanla yıpranması sonucu ortaya çıkar.
Bu tipte ilerleme genellikle yavaştır ve görme kaybı kademeli olur.
Op. Dr. Diclehan, kuru tip hastalarda düzenli kontrolün ve antioksidan açısından zengin beslenmenin hastalığın ilerlemesini yavaşlattığını belirtmektedir.
Yaş tip makula dejenerasyonu, retina altında anormal damar oluşumuyla karakterizedir. Bu damarlar sızıntı yaparak görme merkezinde kalıcı hasara neden olur.
Hızla ilerleyen bir formdur ve kısa sürede ciddi görme kaybına yol açabilir.
Op. Dr. Diclehan, yaş tipte erken teşhisin hayati önem taşıdığını ve ilaç enjeksiyonlarıyla sürecin durdurulabileceğini vurgular.
Sarı nokta hastalığı başlangıçta belirti vermeyebilir. Ancak zamanla bazı karakteristik şikâyetler ortaya çıkar
Bu belirtilerden biri bile fark edildiğinde vakit kaybetmeden bir göz uzmanına başvurulmalıdır. Op. Dr. Diclehan, erken tanı konulması halinde hastalığın ilerleyişinin yavaşlatılabileceğini belirtmektedir.
Hastalığın tek bir nedeni yoktur, genellikle yaşlanma ile birlikte ortaya çıkar. Ancak bazı risk faktörleri hastalığın görülme olasılığını artırır:
Op. Dr. Diclehan, sigara kullanımının sarı nokta hastalığını tetikleyen en önemli çevresel faktörlerden biri olduğunu, sigarayı bırakan kişilerde hastalığın ilerleme hızının azaldığını belirtmektedir.
Sarı nokta hastalığı genellikle 50 yaş üzerindeki bireylerde görülür. Ancak genetik yatkınlık varsa daha erken yaşlarda da ortaya çıkabilir.
Kadınlarda erkeklere göre biraz daha sık rastlanır. Ayrıca açık tenli bireylerde risk daha fazladır.
Op. Dr. Diclehan, ailesinde bu hastalık bulunan kişilerin yılda en az bir kez göz dibi muayenesi yaptırması gerektiğini önermektedir.
Görme bozukluğu şikayetiyle başvuran hastalarda yapılan detaylı göz muayenesi ile teşhis konulabilir.
Kullanılan başlıca tanı yöntemleri şunlardır:
Retina tabakası incelenerek makula bölgesindeki bozulmalar değerlendirilir.
Bu yöntem, retina tabakasının mikroskobik düzeyde kesit görüntülerini elde etmeyi sağlar.
Damar yapısını görüntüleyerek sızıntı veya anormal damar oluşumlarını belirler.
Op. Dr. Diclehan, bu testlerin erken tanı ve tedavi planlamasında çok önemli olduğunu, özellikle risk grubundaki bireylerin düzenli aralıklarla kontrol edilmesi gerektiğini ifade etmektedir.
Sarı nokta hastalığının tamamen ortadan kaldırılması günümüzde mümkün değildir. Ancak uygun tedavilerle ilerleme yavaşlatılabilir, görme fonksiyonu korunabilir.
Kuru tipte tedavi, genellikle beslenme düzeni ve takviye vitaminlerle desteklenir.
Antioksidan içeren A, C, E vitaminleri, çinko ve lutein gibi maddeler hücre hasarını azaltabilir.
Op. Dr. Diclehan, bu hastalarda düzenli beslenme ve göz sağlığına uygun yaşam tarzının tedavinin en önemli parçası olduğunu belirtmektedir.
Yaş tipte en etkili yöntem, göz içine ilaç enjeksiyonu (anti-VEGF tedavisi) uygulanmasıdır. Bu enjeksiyonlar anormal damar oluşumunu durdurur ve sızıntıyı azaltır.
Bazı hastalarda lazer tedavisi de uygulanabilir.
Op. Dr. Diclehan, her hastanın tedavi planının kişiye özel olarak hazırlanması gerektiğini, kontrol aralıklarının düzenli olmasının başarı oranını artırdığını vurgulamaktadır.
Hastalığı tamamen önlemek mümkün olmasa da, bazı yaşam tarzı değişiklikleriyle risk azaltılabilir.
Op. Dr. Diclehan, göz sağlığını korumak için düzenli kontrollerin önemini vurgulamakta ve “Görme kaybı başlamadan önlem almak en etkili tedavidir” demektedir.
Sarı nokta hastalığı kalıcı görme kaybı riski taşıdığı için hastaların yaşam kalitesi etkilenebilir. Ancak doğru tedavi ve rehabilitasyonla bu süreç daha konforlu hale getirilebilir.
Büyüteçli gözlükler, yüksek kontrastlı aydınlatmalar ve özel okuma cihazları görme yeteneğini destekler.
Op. Dr. Diclehan, hastalarının psikolojik olarak bu sürece uyum sağlamalarını önemser ve her tedavi sürecinde moral desteğin en az tıbbi müdahale kadar etkili olduğunu belirtir.
Sarı nokta hastalığı, ileri yaşlarda en sık görülen görme kaybı nedenlerinden biridir. Ancak erken teşhis, düzenli takip ve uygun tedaviyle hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir.
Göz sağlığını korumak, doğru beslenmek ve düzenli muayene olmak bu hastalığın etkilerini minimuma indirir.
Alanında uzman Op. Dr. Diclehan, makula dejenerasyonu konusunda güncel tedavi yöntemlerini hastalarına uygulayarak görme kaybının önüne geçmeyi hedeflemektedir.