Sarı nokta hastalığı, tıpta makula dejenerasyonu olarak bilinir ve görme merkezini etkileyen en yaygın retina hastalıklarından biridir. Bu rahatsızlık, özellikle ileri yaşlarda ortaya çıkar ve merkezi görme kaybına yol açabilir.
Erken evrede fark edilmediğinde kalıcı görme kaybına neden olabileceği için, düzenli göz muayenesi ve doğru testler büyük önem taşır.
Göz hastalıkları alanında uzman olan Op. Dr. Diclehan, “Sarı nokta hastalığının teşhisi ne kadar erken yapılırsa, tedavi başarısı o kadar yüksek olur” diyerek testlerin önemine dikkat çekmektedir.
Makula, retinanın tam merkezinde yer alan ve net görmeyi sağlayan özel bir bölgedir. Bu bölgedeki hücreler hasar gördüğünde, kişi baktığı nesnelerin merkezini bulanık veya karanlık görmeye başlar.
Sarı nokta hastalığı, çoğu zaman yavaş ilerlediği için erken evrede fark edilmeyebilir. Bu nedenle düzenli testler, hastalığın sessiz ilerlemesini durdurmak açısından hayati öneme sahiptir.
Op. Dr. Diclehan, 40 yaş üzerindeki herkesin yılda en az bir kez göz dibi muayenesi yaptırmasını önermekte, ailesinde makula hastalığı olan kişilerinse daha sık kontrol edilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Sarı nokta hastalığına tanı konulmadan önce, bazı belirtiler kişide şüphe uyandırabilir.
Bu belirtiler şunlardır
Bu şikayetlerden biri bile varsa, vakit kaybetmeden uzman bir hekime başvurulmalıdır.
Op. Dr. Diclehan, bu belirtilerin erken dönemde fark edilmesi halinde tedaviyle görme kaybının durdurulabileceğini ifade etmektedir.
Makula dejenerasyonunun teşhisinde kullanılan testler, gözün retina tabakasını detaylı biçimde incelemeye yöneliktir. 2025 yılında kullanılan modern cihazlar sayesinde hastalığın en erken evrede bile tespiti mümkündür.
Op. Dr. Diclehan, teşhis sürecinde kullanılan başlıca testleri şu şekilde sıralamaktadır:
Amsler testi, sarı nokta hastalığı taramasında en basit ama en etkili yöntemlerden biridir. Hastaya karelerden oluşan bir ızgara verilir ve ortasındaki noktaya bakması istenir.
Eğer çizgilerde eğrilik, dalgalanma veya kararma görülüyorsa, bu makula bölgesinde bir hasar olabileceğine işaret eder.
Op. Dr. Diclehan, bu testin evde bile kolayca yapılabileceğini, ancak kesin tanı için mutlaka profesyonel muayene gerektiğini vurgular.
Testin erken dönemde kullanılması, hastalığın ilerlemeden fark edilmesini sağlar.
Bu muayene, göz doktorunun retinayı doğrudan incelemesini sağlar. Pupillalar genişletilerek göz dibi özel bir ışık yardımıyla değerlendirilir.
Makula bölgesinde renk değişikliği, pigment bozulması veya damarsal sızıntı olup olmadığı kontrol edilir.
Op. Dr. Diclehan, göz dibi muayenesinin her göz hastasının rutin kontrollerinde yapılması gerektiğini belirtmektedir. Çünkü bazı vakalarda, kişi hiçbir belirti hissetmese bile göz dibi incelemesinde erken bulgular saptanabilir.
OCT testi, retina tabakasının mikron düzeyinde kesit görüntülerini sunar.
Bu test, makula bölgesindeki kalınlık değişimlerini, sıvı birikimlerini ve doku hasarlarını yüksek çözünürlükte gösterir.
2025 yılı itibarıyla yeni nesil OCT cihazları sayesinde hastalığın milimetrenin binde biri kadar değişimlerle bile saptanması mümkündür.
Op. Dr. Diclehan, OCT testinin sarı nokta hastalığında tanı koymada altın standart olduğunu, tedavi sürecinde de hastalığın ilerlemesini izlemek için düzenli olarak kullanıldığını açıklamaktadır.
Bu testte hastaya damar yoluyla özel bir boya verilir. Boya, göz damarlarından geçerken özel bir kamera yardımıyla retina görüntüleri alınır.
Bu sayede retina altındaki anormal damar oluşumları, sızıntılar ve kanamalar detaylı biçimde tespit edilir.
Op. Dr. Diclehan, özellikle yaş tip makula dejenerasyonu şüphesi olan hastalarda bu testin çok değerli bilgiler sağladığını belirtmektedir.
Bu test, retina hücrelerinin elektriksel yanıtını ölçer. Böylece hücrelerin işlevsel durumu hakkında bilgi elde edilir.
Op. Dr. Diclehan, bu yöntemin daha çok araştırma amaçlı kullanıldığını, ancak erken dönemde sinir hücrelerinin işlevini değerlendirmede yardımcı olduğunu ifade eder.
Evde yapılabilecek en basit test, Amsler Grid Testi’dir. Bu test düzenli olarak uygulandığında, kişide meydana gelen küçük görme değişiklikleri bile fark edilebilir.
Ancak evde yapılan testler yalnızca bir ön belirti tespitine yardımcı olur; kesin tanı için profesyonel cihazlarla göz doktoru muayenesi gereklidir.
Op. Dr. Diclehan, “Evde test yapmak, hastalığı fark etmede bir avantaj sağlar ancak tedavi sürecini yönlendirecek olan kişi her zaman doktordur” diyerek uyarıda bulunmaktadır.
Sarı nokta hastalığında test sonuçları, tedavi yöntemini doğrudan belirler.
Kuru tipte genellikle beslenme düzenlemesi ve vitamin takviyesi önerilirken, yaş tipte göz içi enjeksiyonlar veya lazer tedavisi uygulanır.
Op. Dr. Diclehan, her hastanın test bulgularına göre kişisel bir tedavi planı hazırlanması gerektiğini, standart bir yöntemle tüm hastalara aynı tedavinin uygulanamayacağını belirtmektedir.
Sarı nokta hastalığı sinsi ilerleyen bir rahatsızlıktır. Hastalar genellikle geç evreye geldiğinde fark eder.
Ancak erken evrede yapılan testlerle hastalık kontrol altına alınabilir. Düzenli testler sayesinde görme kaybı büyük oranda önlenebilir.
Op. Dr. Diclehan, “Makula dejenerasyonunda başarı, erken tanıdan geçer. Gözdeki her küçük değişiklik, büyük fark yaratabilir.” diyerek hastalarını düzenli kontrol konusunda bilinçlendirmektedir.
Sarı nokta hastalığı, erken teşhis edilmezse kalıcı görme kaybına yol açabilen ciddi bir rahatsızlıktır.
Ancak gelişen tıp teknolojileri sayesinde günümüzde hastalığın en erken evresinde bile tespit edilmesi mümkündür.
OCT, fluorescein anjiyografi ve Amsler testi gibi yöntemler, tanıda önemli rol oynar.
Alanında deneyimli göz hastalıkları uzmanı Op. Dr. Diclehan, sarı nokta hastalığının teşhis ve takip sürecinde en güncel testleri kullanarak, hastalarının görme sağlığını korumayı amaçlamaktadır.
Düzenli testler, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmanın ve görmeyi korumanın en etkili yoludur.